Denemeden Bilemezsin: Ba'ndo Lab'te Çaylak Olmak

Denemeden Bilemezsin: Ba'ndo Lab'te Çaylak Olmak
  • PUBLISHER
  • Gizem Ekiz
  • CATEGORY
  • article
  • DATE
  • 21/04/2021

Hayattan ne istediğinizi bilmezken ve gelecek kaygısı, sınav notları, kendini geliştirmeye yönelik planlar, kariyer hedefleri içinde boğulurken aniden karşınıza çıkan bir programa katıldığınızı düşünün. Bahsettiğim program, Ba’ndo Lab Çaylak Programı.

Hayatımı Ba’ndo Lab’e katıldıktan öncesi ve sonrası olarak ayırmaya başlayalı neredeyse 1 ay olacak. Sürecin başında olmak deneyim anlamında donanımlı hissettirmese de fikir olarak durumu özümseyebiliyorum. Ba’ndo Lab Çaylak Programı, biz üniversite öğrencilerini okuduğumuz bölümden bağımsız olarak yaratıcı anlamda geliştirmeyi hedefleyen eğitici bir ekoldür. Bu programda bulunmamız gerçek potansiyelimizi görmemize olanak sağlıyor. Program, kendimizi gerçekleştirmek ve özgürleşmek için çıktığımız bir yolculuk gibi. Üniversiteye kafamızda oluşturduğumuz belirli bir kariyer planı ile başlıyoruz. Geleceğe dair plan yapmak oldukça yerinde bir davranış ama bu planların aslında kırılgan olduğunu aklımızdan çıkarmamamız lazım. Geleceğimiz için hayal ettiğimiz yolda ilerleyebiliriz tabi ama hayatın önümüze çıkardığı engellere takılmış ya da yeteneklerimizi geç fark etmiş de olabiliriz. Ba’ndo Lab, bu ayrımla ilgilenmeden gençlerin kendini gerçekleştirmesine ortam sağlıyor.

Ba’ndo Lab Nedir?
Öncelikle Ba’ndo bir tasarım ajansıdır. Yetenek, merak ve tutku kavramlarına oldukça takıntılıdır. Projelerini bu bağlamda üretir. Ba’ndo ’da çalışanların da bu kavramları benimsemesini arzular.

Ba’ndo Lab işte bu arzudan doğar. Keşfetmek, düşünmek, üretmek, tasarlamak ve kurgulamak isteyen tüm çaylakları çağırır. Çünkü Ba’ndo çoklu becerileri kendinde toplayabilen kişilere ihtiyaç duyar.

Nasıl Bir Ortama Düştük?
Ba’ndo Lab, ekip çalışması ile ilerler. Şu an Ba’ndo Lab’te dört tasarımcı ve bir metin yazarı olarak beş kişiyiz. İşlerimizi görev dağılımı yaparak kolektif bir sistemle geliştiriyoruz. Yapmamız gereken öncelikli şey soru sormak. Çünkü hiçbirimiz işin ehli değiliz veya ordinaryüs derecesinde bilgili insanlar da değiliz. Öğrenmek için buradayız ve sorgulamak öğrenmeyi başlatır, öğrenmeye açık olduğumuzu gösterir. Sorgulamanın bizim için bir diğer güzel yanı da işimizde takılıp kaldığımız, tarafsız bakamadığımız noktaları pürüzsüz bir biçimde fark etmeye başlamamız. Beyin fırtınası yaptığımız zaman farklı fikirleri duymak karmaşıklığı azaltıyor. Bilmediğimiz konularda birbirimize yardım ediyoruz. Bu şartları sağladığımız zaman üretim yapabiliyoruz. Güzel bir fikir tamamen alakasız anlarda, şakalaşırken ortaya çıkabiliyor. Ekip olarak tüm bu davranışlara kucak açıyoruz. Görevlerimizi bizi yıpratmayan ve kreatif gücünü beraber çalışarak oluşturduğumuz bir düzende tamamlamak bizi neden tatmin etmesin?

Ba’ndo Lab farklı alanlardan beslenir. Bazen ofiste öyle günler oluyor ki hem günlük işlerimizi hallediyoruz hem de bir yerde fotoğraf çekimi için set-up kuruyoruz. Aynı anda her yerin karton vs. kapladığı bir alanda biri elinde maket bıçağıyla karton kesiyor veya biri kolaj yapıyor. Hepimiz farklı disiplinlerle iç içeyiz bu sayede farklı alanlardan beslenerek daha başarılı bir ekip çalışması yürütebiliyoruz. Örneğin ben, bir metin yazarı olarak dört tasarımcıyla çalışıyorum. Onları gözlemleyerek tasarım hakkında bilgi ediniyorum. Tasarımcılar da metin yazma kabiliyetini kendine kazandırmış durumda. “Bu benim işim değil.” mantığı burada yok. Bir işte en iyi olma zorunluluğumuz yok, zaten bu sebeple alanlara ayrılıyoruz. Bir kişi animasyonda iyi, bir kişi tipografi alanında daha hevesli, bir kişi kolaj yapmaya daha yatkın gibi örnekler mevcut. Ama herkes her konuda fikir sahibi olmalı ki dayanışmayla bütünleşen üretim azmini koruyalım.

Ba’ndo Lab beceri kazandırmaya yönelir. Lab’te sahip olmamız gereken kabiliyetleri günlük yaşantımızla kıyaslayınca daha profesyonel bir hale getirmemiz gerekiyor. Eğitim hayatımızda öğrendiğimiz teorik bilgileri ve davranışları uygulayabileceğimiz bir alana ihtiyacımız var. Bunun için Lab’te sunumlar yapıyoruz. Ekrandan sadece slayt okuduğumuz bir sunumdan bahsetmiyorum. Sunumlar için detaylı araştırmalar yapmamız bekleniyor ve iletişimin temelini oluşturan anlatım kabiliyetimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Sunumlarımız için konuyla alakalı poster çalışmaları yapıyoruz. Tasarımcıların yaptıkları sunumlarla bağlantılı posterler hazırlamaları özgürleşmelerine de katkı sağlıyor. Sunumlarımızdan sonra birbirimize eleştiriler yapıyoruz. Farklı bakış açılarından yorumlar duyduğumuzda bireysel olarak daha iyi olma arzusu oluşuyor. Üniversitede okuyan ve kendini geliştirmeye çalışan bir öğrenci olduğumu düşününce kaç kere profesyonel bir biçimde sunum yaptım? Kaç kere bu konuda eksik veya fazla yönlerim hakkında yorum yapıldı?

Çaylak Olmayı Biz Seçtik!
Bizler, kolektif bir çaba doğrultusunda başarı elde etmeye çalışıyoruz. Ba’ndo da yürüttüğümüz projeler bireysel bir çalışmanın yanı sıra iş birliğiyle üretilir. Farklı bakış açıları sayesinde göremediğimiz şeyleri fark ederiz. Bu düzen bir sadakat zincirine bağlı aslında. Çalışma stilimiz kendimize özgü olsa da bir plan doğrultusunda ilerlememiz gerekiyor. Çaylakların hayatlarında ilk sıralarda yer alan bir deneyim alanı burası. Daha önce büyük sorumluluklara maruz kalmamışız, bir fikir üretmemişiz, yaratıcı bir proje geliştirmemişiz. Durum böyle olunca konforlu alandan çıkmak her zaman kolay olmayabiliyor. İş birliği oluşturmak, plana uyum sağlamak zaman alabiliyor. Bu süreç duygularımızı ve düşüncelerimizi de etkiliyor. Yoğun duygu birikimlerinden dolayı veya yaşadığımız stresi başarılı yönetemediğimiz için ağladığımız zamanlar oluyor. Basit gibi gözüken bir hatanın, projeyi büyük bir şekilde etkilemesine sinirden gülebiliyoruz. Aslında çaylaklar olarak akla gelebilecek her duygu durumunu yaşıyoruz. Çılgınlık olarak nitelendirdiğim anların en keyifli yanı ise, ekipçe oluşturduğumuz mizahi yaklaşımlarımız oluyor. Yaş aralığı birbirine yakın bir arkadaş grubunun kendi arasında motivasyon oluşturması, eğlenceli bir atmosfer yakalamak için oldukça ideal. Bu durumları yazmak kolay ama içinde bulununca hayal edildiği gibi olmuyor; hatta zor diyebilirim. Günde neredeyse on saatten fazla bir masanın etrafındayız. Düşünüyoruz, tartışıyoruz, işe koyuluyoruz, beğenmiyoruz, tekrar başlıyoruz, yetiştiremiyoruz ama burada olmayı istiyoruz. Öğrendiğini hissettiğin bir yerde ve keyif aldığın bir ekiple çalışmayı neden istemezsin ki?

Ba’ndo Lab Hedefleriyle Vardır!
Ba’ndo Lab’in ekip çalışması doğrultusunda yaratıcı projeler üretme, beceri ve deneyim kazandırma gibi bir imajı olsa da daha fazlasını barındırıyor. Bizden beklenen “iş yapmak” değil “iş olmak” diyebilirim. Görev tamamlama mantığından çıkıp göreve kendimizi katmak bizi sıradan olmaktan kurtaracaktır. Lab’te yaptıklarımızın sorumluluğunu almak, ne yaptığımızdan daha önemli. Düşünmek, tasarlamak, oluşturmak zaman alan ve hata payı yüksek olan durumlar fakat üretmek için harekete geçmeliyiz. Lab’te hata yapmak sonu idamla biten bir kural çiğneme durumu değil. Aksine bir hatadan kazanılan farkındalık daha değerli. Bu noktada her hatamızın desteklenmesi söz konusu değil. Önemli olan öğrenilmiş çaresizlikten sıyrılıp her çalışmamızın bir önceki çalışmamızdan daha iyi olacağını göstererek devam etmek. Gerçekten kendimizi kattığımız, bahanelere sığınmadığımız, toparlamam gerekirse “iş olduğumuz” sürece yapamayacağımız bir şey yok.

Sonuca Gelecek miyim?
“Denemeden bilemezsin.” Ba’ndo Lab’te çaylak olmak için başvururken kendimi cesaretlendirmek ve rahatlatmak için kullandığım rastgele bir cümleydi. Bu cümlenin önemini çaylak olarak Ba’ndo da bulunduğum ilk hafta hissettim. Eskiden pembe hayallere ne kadar çok kapıldığımı fark ettim. Donanımlı, farkındalık sahibi ve işlerini ertelemeyen bir insan olmam gerektiğini hep düşünmeme rağmen hiçbir zaman bunun için çabalamamıştım. Aslında yaptıklarımın yeterli olacağını düşünüyordum. Ba'ndo Lab kendimi kandırmaktansa gerçek bir deneyim yaşamanın beni daha çok tatmin edeceğini gösterdi. Potansiyelimi keşfetmek ve kendimi geliştirmek için adım atmalıydım çünkü isteklerim bekleyerek gerçekleşmeyecekti. Öğrenmeye hevesli olmadığım ve gelişmek için çaba göstermediğim sürece sihirli bir değnek dokunuşu bile bana yardımcı olamazdı. Ba’ndo Lab’in yaratıcılığı ve üretmeyi merkeze aldığı metotları benim hayatımdaki sihirli dokunuş oldu.

Gizem Ekiz Ba’ndo Design Agency'de çaylak metin yazarı olarak çalışıyor